
– Vey limine.
– Ne demek?
– Türkçe karşılığı vay bana veya vay canına gibi.
– İngilizce mi?
– Hayır, Kürdçe. Anadilim.
– Hııımmm. Ne demek istedin?
– Zavallı bir inkârcının sözleri üzerine öylesine söyledim.
– Ne demiş, söyleyen kim?
– Kimin söylediğinin önemi yok. Farklı da görünseler hepsi söylüyor.
Hazret, Kürdçenin pedagojiye uygun olmadığını buyurmuş.
– Hepsi dediğin.
– Sağcısı, solcusu, demokratı, dincisi, laikçisi…Birisi medeniyet dili değil, diğeri öyle bir dil yok veya anlaşılmayan dil filan der. Anlayacağın sömürgeci zihniyetin inkârcıları arasında fark yok.
– Sen ne diyorsun bu duruma?
– Ben de hep aynı şeyi diyorum.
– Mesela.
– Dilimi, kimliğimi yok sayan, yasaklayan, inkâr eden kim olursa olsun aşağılık, yobaz, devşirme zavallılardır.
– Biraz ağır olmadı mı?
– İnsanların ana sütü gibi helal ve doğuştan en temel hakkı olan dilini yasaklayanlara karşı çok hafif kalır hatta. En azından benim için böyledir.
– Yine de biraz…
– Birazı mirazı yok. Üstelik yasaklarla uğraşmaktan kendi dillerini bile yok ettiklerini, yozlaştırdıklarını göremezler.
– Nasıl?
– Söz gelimi yüce zatın kullandığı Pedagoji.
– Ne olmuş?
– Kavram Yunanca. Paid-ago yani çocuk- bilim kelimelerinden oluşuyor. Yasakçı zat, diğerleri gibi kendi dilinden çocuk bilimi bile diyemiyor. Ortak noktalarından biri de budur.
– Sonuç.
– Yok sayanlar yok hükmündedir.
Yasakçı, inkârcı zihniyetlerin değil, farklılıkların zenginliğini, özgürlüğünü savunan zelal yüreklere tek değil, tüm dillerden SELAM OLSUN




